Depresyonu hepimiz biliriz, tanırız. Çünkü hepimiz depresif süreçten geçmişizdir.
Depresif duygu durumunun yelpazesi geniştir. Depresyonu, normal depresyondan patalojik depresyona doğru giden bir hat üzerinde düşünebiliriz.

Depresyonda üzüntü ve suçluluk duygusu başlıca duygulardır.
Üzüntü ve depresyon çoğunlukla eş anlamlı kullanılır. Depresyondayım diyen kişi “ çok üzülüyorum ve içinden çıkamıyorum” der gibidir.

Yaşamımızda çok çeşitli nedenlerle üzüntüler yaşarız. Ancak bazı kişiler bu üzüntüyü yaşayıp atlatırken bazıları da bu üzüntülü olma halinde takılıp kalırlar. Yani depresyona girer ve çıkamazlar.

Normal depresyon da iç dünyamızda sırasıyla; inkar, isyan, depresyon ve kabul sürecini yaşarız. Yani bizi üzen durumla ilgili önce inkar yoluna gideriz sonra isyan ederiz ardından depresyon dediğimiz sürece girer ve “her şeyin suçlusu benim” deriz. Kabul aşamasına geldiğimizde de durumu objektif olarak değerlendiririz. Yani hem kendi hatalarımıza bakabilir hem de bizim dışımızda olan, elimizde olmayan, bizden kaynaklanmayan hataları da görüp birlikte değerlendirebiliriz.

Depresif kişiler ise “her şeyin suçlusu benim” aşamasında takılır kalırlar. Bir türlü kabul aşamasına geçemezler.

Nedir bu kabul edemedikleri şey?
Kabul edemedikleri şey; her şeyin suçlusunun kendileri olmadığı düşüncesidir.
Depresyon bazı yönlerden yas sürecine benzer. Birini kaybettiğimiz zaman üzülürüz ama depresyona girmeyiz. Yani bu normal bir üzüntü halidir. Bu kaybın suçlusu biz değilizdir çünkü doğum gibi ölümde doğaldır.

Anne ya da babasını hastalık sebebiyle kaybedip ona iyi bakmadığı düşüncesiyle kendini acımasızca eleştiren ve depresyona giren kişiler vardır. Bu kişiler yas sürecini doğal akışı içinde yaşayamazlar ve uzun zaman depresyonla mücadele ederler.

Depresif özellik gösteren kişilerin kendileri ile ilgili düşünceleri nelerdir?
Kendiliklerinin, özlerinin kötü olduğuna inanırlar.
Kıskançlık, rekabet, bencillik gibi duygularından dolayı kötü olduklarını düşünürler.
İnsanın doğasında var olan bu normal yönlerini anormal olarak görürler.

Çocukken yaşadıkları ölüm ve boşanma gibi olaylar anlayacakları şekilde anlatılmadıysa bundan kendi duygularını ve düşüncelerini sorumlu tutarak kendilerini suçlu ve kötü olarak değerlendirirler.
Etraflarındaki kişilerin gözünde iyi bir insan olduklarını ispatlamak için çok çaba sarf ederler. Kötü ve değersiz biri olarak görülmekten ve dışlanmaktan korkarlar.

Depresif kişilerin suçluluk duygusu bazen aşırı düzeylerde abartılı olabilir.
Başlarına gelen kötü şeyleri hak ettiklerini düşünebilirler.
Aşırı hassatırlar,eleştiriyi kaldıramazlar. Yapıcı eleştiride olumlu sözleri duymazlar ya da önemsemezler.

Haksız yere, saldırganca eleştirildiklerinde böyle bir yaklaşımı hak etmediklerini düşünemezler.
Gerçek eksikliklerinden tamamen orantısız bir şekilde kendilerinden nefret ederler.
Sürekli hatalı olma, suçlanmayı hak etme duygusuna kapılırlar.

Arkadaşlık, özel ilişkiler ve iş yaşamında yolunda gitmeyen durumlarda tek taraflı düşünerek “ben iyi değilim, yeterli değilim” diyerek hep kendilerini suçlarlar.
Kızgınlık, eleştiri, nefret duygusunu sürekli kendilerine yönelttikleri için etraflarındaki kişilere karşı duyarlı ve anlayışlı davranırlar.

Depresyonda ne yapılmalı, nasıl yaklaşılmalı?
Depresyondaki kişi özsaygısını geliştirmelidir. Kendi ile ilgili olumsuz düşünce ve duygularını dile getirmeli ve kabul etmelidir. Varsa hataları üzerinde yıkıcı olmayan bir şekilde düşünebilmelidir. Ona ait olmayan hataları üstlenmemeyi öğrenmelidir.
Olumlu yönlerini takdir etmeyi öğrenmeli ve takdir edilen taraflarını da duymaya açık olmalıdır.

Nilgün Sarı
Uzman Psikolojik Danışman


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir