“Anne olmak, bir bebeğin annesi olmak” oldukça heyecan verici, keyifli, doyurucu, geliştiren, zaman zaman da zorlayan bir deneyimdir. Hamilelik anne babanın hazır olduğu, beklediği, arzu ettiği bir zamanda oluşabilir ya da duygusal olarak hazırlıksız olunabilir. Hamilelik sırasında anne olmaya duygusal olarak hazırlanılır. Bir bebek sahibi olmayı arzu etmek, buna hazır hissetmek ya da hazır olunmasa da hamilelik sürecinde duygusal olarak olumlu yaşantıları deneyimleyerek hazırlanmak anne karnındaki bebeğin ruhsal gelişimi için oldukça önemlidir.

Bebeğin ruhsal gelişimi için bir diğer önemli nokta anne babanın ilişkisinin niteliğidir. Her zaman için anneye destek olan bir baba, anne bebek ilişkisini rahatlatır. Bebeğin dünyaya geldiği ilk aylar da bebek ile annenin ilişkisi sembiyotiktir. Başka bir deyişle tam olarak birbirlerine yapışıktırlar. İlk aylarda kendisini sadece ağlayarak ifade edebilen bebekle ilişki kurabilmek onu sakinleştirebilmek anne için zor olabilir. Açlığı giderilir, altı temizlenir ama ona rağmen ağlamaya devam edebilir. Annenin bebekle kurduğu olumlu bağ ve onun dilinden anlama çabaları, sakinleştirebilme becerisi bebek gelişimi için önemlidir. İlk aylarda bebeğin bedensel ihtiyaçlarının algılanıp zamanında giderilmesi, uygun ve yeterli dokunsal temasın sağlanması bebeğin temel güven duygusunu geliştirmesinin ilk adımıdır. Bu süreçte annenin duygu durumu yakınındaki kişilerin verdiği destekten etkilenecektir. Anne bu dönemde neye ihtiyacı olduğunu, nasıl bir yardımın ona iyi geleceğini bilmeli ve ifade etmelidir. Bedensel ve duygusal olarak yorulduğu zamanlarda mümkün olduğunca kendini rahatlatmalıdır. Çünkü anne bebek arasında güçlü olan şey “bebeğe aktarılan duygulardır” . Annesi huzursuz olan bir bebeğin sakin olmasını pek beklemeyiz. Anne panikledikçe bebek daha hırçınlaşır, sakinleştirmek daha zorlaşır.

Bebekle aşırı ilgilenmek, sesli uyaranlarla devamlı ilgisini çekmeye çalışmak ya da çok fazla yalnız, kendi halinde bırakmak uygun değildir. “Ağlamayan çocuğa meme vermezler” deyimi bu durumu iyi anlatır. Sadece beslemek ya da altını değiştirmek için bebekle temas kurulmamalı. Dokunma, kucaklanma ve sevgi ihtiyacı beslenmek kadar bebeğin ruhsal gelişiminde önemlidir. Bebeği aşırı uyarmak, sürekli dikkatini çekmeye çalışmak, gürültülü ortamlar oluşturmak bebeğin sakinleşmesine, kendi kendine kalmasına fırsat vermez. Bebeğin kendi kendini sakinleştirebilmesi, kendi içinde oluşan duyumlara yönelebilmesi sağlıklı gelişimin bir parçasıdır. Ayrıca bebek özellikle uykuya geçebilmek için sakin bir ortama ihtiyaç duyar.

Bebeğin doğumundan itibaren yeni oluşmakta olan ruhsal dünyası ile annenin ruhsal dünyası birbiriyle içiçe ve karşılıklı etkileşim halindedir. Bebeğin ilk 6 aylık gelişiminde; dünyadaki kendi varoluşunu güvenli, anlamlı, hoşnutluk verici algılamasının temelleri yerleşir. Bu algı anne bebek ilişkisinin nasıl olduğuna bağlıdır. Bebeği beslemek, doyurmak anne bebek ikilisi için önemli anlardandır. Bebek ne kadar iştahlı ve rahat besleniyorsa anne kendini bir o kadar huzurlu ve doygun hisseder. Eğer bebek az yiyerek doyuyorsa ya da yeni besinleri denemeye karşı isteksizse anne bebek ilişkisi zor bir hal alır. Anne yeterince iyi besleyemediğini düşünerek bebeği yemeğe zorlar, çeşitli oyalama yöntemleri geliştirir ve yemek zamanları kabusa dönüşür. Anne ile bebek arasında gergin, çatışmalı bir ilişki oluşmaya başlar. Beslenme ve öğrenme süreçleri arasında anlamlı bir ilişki vardır.

Bebeğin beslenmeye karşı geliştirdiği direnç ileriki yıllarda yeni bir konuyu öğrenmeye karşı direnç göstermeye dönüşebilir. Bebeğin beslenmesini keyifli hale getirmek, damak tadına uygun beslemek, çok zorlamamak, beslenme aralıklarını iyi ayarlamak olumlu sonuçlar verecektir.

Meme verme ( biberonla besleme), meme verirken bebekle kurulan ilişki, memeden kesme zamanı ve şekli bebeğin ruhsal gelişimi açısından oldukça önemlidir. Hayatının ilk aylarında bebek neredeyse sadece memeye ve annenin sıcaklığına ihtiyaç duyar. Meme verirken annenin duygusu meme vermek isteyip istememesi, bebeği tutma, kucaklama biçimi bebekle kurulan duygusal ilişkinin görünen yüzüdür. Memeden kesme zamanı bebeğin anneden fiziksel olarak uzaklaşmaya başladığı yani yürümeye başladığı döneme denk gelir. Bebeğin 1. yaşından önce memeden kesilmesi sorun olmazken daha uzun süreli ( 3-4 yaşa kadar) meme vermek çocuğun duygusal olarak bağımlı bir kişilik geliştirmesine neden olabilir. Annenin çocuğu memeden kesememesi üzerinde durulması gereken bir durumdur. Annenin annelikle ilgili duygu, düşünce ve yaşantıları değerlendirilip çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimine hizmet edecek şekilde desteklenmelidir.

Bebeği memeden kesme şekli bir diğer önemli konudur. Bebek için memeden kesilme ona ilk “ayrılık” deneyimini yaşatacaktır. Ayrılık, ayrılmak, ayrı düşmek her ruhsal dünya için zorlayıcı bir yaşantı olduğu gibi bebek içinde memeden ayrılmak deneyimlenmesi kaçınılmaz olan ama bir o kadar da zorlayan bir yaşantı olacaktır. Bu nedenle keskin, acı verici, memeyi kötüleyerek ya da bırakamadığı için çocuğa duygusal olarak yüklenerek memeden kesilmemelidir. Yumuşak bir geçişle çocuğu alıştıra alıştıra zamana yayarak memeden kesmek çocuğun ruhsal gelişimi için uygundur.

Anne ile bebek arasındaki uyum, bebeğin özelliklerine, ihtiyaçlarına, tepkilerine uygun ortamların oluşturulması ve bebeğe karşı duyarlı olunması, bebeğin sağlıklı bir ruhsal dünya geliştirebilmesi için iyi bir başlangıç olacaktır.

Nilgün Sarı
Uzman Psikolojik Danışman