Depresif eğilimlerin gelişmesine yol açan çocukluk yaşantıları ve ebeveyn tutumlarını şu şekilde sıralayabiliriz:
1.Ebeveynleri tarafından ruhsal olarak aşırı hoşgörülmüş ya da ilgiden yoksun bırakılmış çocukların yetişkin yaşamlarında depresif bir kişilik geliştirmeleri olasıdır.

2.İster çok sevgi dolu bir aile ortamı olsun isterse kaosun ve nefretin yoğun olduğu bir aile ortamı olsun eğer duyguların yaşanması engelleniyorsa depresif eğilimler tetiklenebilir.

3.Çocuklukta çok erken veya çok ani şekilde çeşitli kayıplar yaşamış olmak. Örneğin ölüm, hastalık, boşanma gibi nedenlerle anneden ayrılmak depresyona yol açabilir.

4.Çocuğun doğal gelişiminin gereği yaptığı, normal sınırlar içindeki saldırgan davranışları ve bağımsız olma isteklerine çeşitli nedenlerle izin verilmemesi depresif dinamikleri oluşturabilir. Ebeveynini üzdüğünü düşünerek kendi varlığını ve isteklerini kötü bir şey olarak algılayan çocuk kendinden nefret etmeyi öğrenir. Bağımsızlaşmak istediği için kendini kötü ve suçlu hisseder.

5.Depresif eğilimlere yol açan diğer bir koşul da üzüntünün engellendiği bir aile ortamıdır. Ebeveyn hem kendi üzüntüsünü hem de çocuğun üzüntüsünü inkar edebilir. Bu durum “düşüp de hiç canım acımadı” demeye benzer. Ailede üzüntü yok sayılıyorsa çocuk kendinde bir sorun olduğu duygusuna kapılır.

6. Ailede üzülmenin kendine acımak olarak değerlendirilmesi, bencilce, şımarıkça, tehlikeli bir duygu olarak görülmesi. Örneğin istediği şey olmadığı için ağlayan çocuğun suçluluk duygusuna yol açacacak düzeyde sürekli olarak azarlanması depresif kişiliğin yerleşmesini belirler.

7.Çok küçükken ebeveyninden birinin yaşadığı depresyon da bir yetişkinin depresif özellikler geliştirmesini etkiler.

Nilgün Sarı

Uzman Psikolojik Danışman