Meme verme ya da biberonla besleme, meme verirken bebekle kurulan ilişki,  memeden  kesme zamanı ve yöntemi bebeğin ruhsal gelişimi açısından oldukça önemlidir. Çünkü hayatın ilk aylarında bebek neredeyse sadece memeye  ve annenin sıcaklığına ihtiyaç duyar.

Bebeği beslerken annenin duygusu, meme vermek isteyip istememesi, bebeği tutma, kucaklama biçimi bebekle kurulan duygusal ilişkinin görünen yüzüdür.

Memeden kesme zamanı

Bebeğin anneden fiziksel olarak uzaklaşmaya başladığı yani yürümeye başladığı döneme denk gelir. Bebeğin 1. yaşından önce memeden kesilmesi sorun olmazken daha uzun süreli ( 3-4 yaşa kadar) meme vermek çocuğun duygusal olarak bağımlı bir kişilik geliştirmesine neden olabilir. Annenin çocuğu memeden kesememesi üzerinde durulması gereken bir durumdur. Annenin annelikle ilgili duygu, düşünce ve yaşantıları değerlendirilip  çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimine hizmet edecek şekilde desteklenmelidir.

Bebeği memeden kesme yöntemi

Memeden kesme, memeden ayırma, memeyi bırakma şeklinde tarif ettiğimiz bu yaşam deneyimi çocuğun ruhsal olarak büyümesine yardımcı olan önemli bir basamaktır. “Ayrılığa” dayanmayı ve “üzüntüye” katlanabilmeyi içerir. Ve sonunda da “yıkılmadım ayaktayım” duygusu gelmelidir.

Bebek için memeden kesilme ona ilk “ayrılık” deneyimini yaşatacaktır. Ayrılık, ayrılmak, ayrı düşmek her ruhsal dünya için zorlayıcı bir yaşantı olduğu gibi bebek içinde memeden ayrılmak deneyimlenmesi kaçınılmaz olan ama bir o kadar da zorlayan bir yaşantı olacaktır.

Memeden ayrılma sureci hem anne hem de çocuk için psikolojik açıdan oldukça önemli bir süreçtir. Çünkü ayrışmanın, bağımsızlaşmanın bir aşamasıdır.

Çocuğun bu deneyimi NASIL yaşadığı önemlidir. Çünkü burda yaşadığı “ayrılık deneyimi” ileriki yaşamında tekrar tekrar her ayrılıkta yaşanacaktır.

Bu nedenle keskin, acı verici, memeyi kötüleyerek ya da bırakamadığı için çocuğa duygusal olarak yüklenerek memeden kesilmemelidir. Yumuşak bir geçişle çocuğu alıştıra alıştıra zamana yayarak memeden kesmek çocuğun ruhsal gelişimi için uygundur.

Bu süreçte anne de çocuk da ikircikli duygular yaşar. Artık ilişkilerinde yeni bir dönem başlayacaktır. Bir anlamda  “kaybedilen meme” söz konusudur. Bu da hem anneye hem de çocuğa üzüntü verir. Burada önemli olan şey annenin, çocuğun bu üzüntüsüne dayanabilmesi, onu kapsayabilmesi, yatıştırabilmesidir. Anne bunu yaparken bir yandan da kendi içindeki üzüntüyle de başetmek durumundadır.

Anneler kendilerini çok zorlayan bu duygularla başedemeyince genellikle çocuğa memeyi kötüleyen yöntemler kullanıyorlar. Aslında burada kötü olan meme değil, yaşanan duyguların zorluğudur. Çocuk için meme çok değerli olduğu için “kötü” yü çağrıştıran şeyler yapmamak gerekir. Birden bire ayırmamaya özen gösterilmelidir.

Bu süreçte annenin yaklaşımı şöyle olabilir: “Bu ayrılık doğal  bir süreç, her ikimizde üzüleceğiz, ama ben çocuğumun bunu atlatmasına yardımcı olacağım, duygularını anlayıp, avutmaya çalışacağım.”

Çocuk bu ayrılığa annesi tarafından ruhsal olarak hazırlanmalı, ayrılığı keskin olmadan, yavaş yavaş yaşamalıdır.

 

Nilgün Sarı

Uzman Psikolojik Danışman