İnsanın ruhsal olarak başetmekte zorlandığı travma yaşantısının yelpazesi çok geniştir. Travma deyince ilk aklımıza doğal afetler, taciz, kaza, hastalık gibi durumlar gelir.

Bir yakınını kaybetmek, kayıpla beraber yeni oluşan konum ve ilişkiler, işini kaybetmek, iş değişikliği, taşınma ve yer, ülke değişikliği, okul değişikliği, eşlerin boşanması, sözel ya da davranışsal şiddete maruz kalmak travma etkisi yaratabilir.

Yaşanan travmatik durum kişi tarafından şiddetli ya da şok edici olarak algılanır.

Aynı olay birisi için travmatik olurken bir diğeri için travma etkisi göstermez. Çünkü herkes farklı algılar ve etkilenme düzeyi de farklıdır.

Örneğin işini kaybeden iki kişiden birine bu durum travmatik gelirken, bir diğerine travmatik gelmeyecektir.

Örneğin anne babanın boşanmasının çocuklar üzerindeki travmatik etkisi de farklı farklıdır. Hatta boşanmadan iki kardeş de çok farklı düzeylerde etkilenebilir.

Kişilerin benlik gücü, kişilik yapılanması ve yaşı bir durumun travma etkisi yaratıp yaratmayacağını belirler.

Travmanın olumlu etkisi kişiliği güçlendirip olgunlaştırmasıdır…

Bir insanın yaşamı boyunca karşılaşacağı tüm travmaları fark etmek ve engellemek imkansızdır.

Çünkü yaşamın her yönünü kontrol edemeyiz. Kontrol edilmesi de gerekmez.

Çünkü irili ufaklı yaşanan herşey ruhsal dünyayı geliştiren, hazırlıklı ve tecrübeli hale getiren yaşam olaylarıdır.

Her olumsuz olay travma değildir.

Travmasız bir yaşam mümkün değildir.

Bazen de travma hayata farklı bakmak için bir uyarı niteliğindedir. Örneğin hastalık sonrası kişinin yaşama anlayışı değişebilir.

Travmanın olumsuz etkisi benliği zayıflatmasıdır…

Bazı olumsuz travmaları bastırırız, unuturuz, hatırlamayız. Bu bilinçli olarak yaptığımız bir şey değildir.

Unutularak bilinçdışına itilen yaşantılar bizi etkilemeye devam eder.

Olumsuz etki yaratan travma kişiye kendini değersiz, güçcüz ve umutsuz hissettirir.

Kendine ve diğerlerine güvenmede ciddi zorluklar yaşanabilir.

Kişinin yakınlık, ait olma, sevilme, özgürlük algıları etkilenir. Sevilmediğini düşünebilir.

Hayatı yaşamaya değmez olarak düşünebilir.

Travmaya eşlik eden duygular…

Korku, öfke, intikam, üzüntü, yas, utanç, suçluluk ve kafa karışıklığı, güçsüzlük ve çaresizliktir.

Travma ile başetmek için yapılacaklar…

Yaşam enerjisi ile travmanın etkileri içimizde kaos yaratabilir. Bu nedenle duygular, algılar, beklentiler, hayaller  konuşulmalı. Benlik güçlendirilmelidir.

Bilinçdışı olan travmatik yaşantılarla bilinçli bir şekilde başa çıkmak mümkün değildir. Yani rasyonel yöntemler, öneriler işe yaramaz.

Travmanın kişiyi ve ilişkilerini nasıl etkilediği ve yaşanan sorunlar anlamlandırılmalıdır.

Kişi benliğinin güçlü yönlerini fark etmeli ve harekete geçirmelidir.

Travmanın olumsuz etkisinin azaltılması için kişinin kendini affetmesine yardımcı olunmalıdır.

Travma deyince çocuklara dikkat…

Dışardan bakınca ne var bunda deyip basit bir olay olarak gördüğümüz bazı şeyler çocuk tarafından travma olarak algılanabilir.

Örneğin bebek için üzerine oyuncak ayısının düşmesi de bir travma olabilir.

Ailecek yaşanan travmatik durumlarda ebeveyn çocukla empati kurmalıdır. Kendileri yetişkin olarak baş edebiliyor olabilirler ama çocuk travma yaşıyor olabilir.  Çocuğun iç dünyasında neler yaşadığını fark etmeliler.

Böyle durumlarda çocuğu dinlemek, neler yaşadığını anlatmasını sağlamak gerekir.

 

Nilgün Sarı

Uzman Psikolojik Danışman