Güvensizlik diye bir şey yoktur aslında. Güvensizlikmiş gibi görünen harekete geçememe hali vardır.

Harekete geçmekte zorlanan kişi çok hayal kurar, çok düşünür. Sürekli zihninde yapmak istediği şeyleri hayal eder. Hayalini kurduğu şeylerin de kolayca olmasını bekler. Sonra kolaylıkla ilgili hayaller kurmaya başlar. Düşünür düşünür…Günün sonunda ortada hiçbir şey yoktur ve buna rağmen kendisini yorgun hisseder. Yorucu olan şey “kolay olsun” bekleyişidir. Çünkü bu bekleyiş gerçekçi değildir. Tekrar hayallere dalar. Bu onun için bir kısır döngüdür.

Bazı kişiler isteğini gerçekleştirmek üzere harekete geçmekte neden zorlanır?

Harekete geçmek bir yolculuktur!

Bu yolculukta yorulmak istemez. Çünkü aksiliklerle mücadele edemeyeceğini düşünür. Üzülmek istemez. Içten içe üzüntü ile başedemem der.

Sonucun mükemmel olmasını ister. Her şeyin yolunda gitmesini ister. Aksiliklere tahammülü yoktur. Vazgeçiverir. Bu vazgeçiş kararsızlıkmış gibi görünür.

Bilinmezlik onun için kabul edilemez bir şeydir.

Kendisinden beklentisi çok yüksektir.

Sonunda daha yolculuğa çıkmadan yorulmuştur. Henüz bir şeyleri yapıp gerçekleştiremediği için yani henüz kendiyle gurur duymadığı için mutlu değildir de. O zaman tekrar hayal kurmaya başlar. Düşüncelere dalar…bu kısır döngü devam eder gider.

Kısır döngüyü kırmak gerekir!

Döngüyü kırma işlemini de birilerinin yapmasını ister. Kendisinin yapamayacağını düşünür. Başkalarından bu beklentisinin henüz çok farkında değildir, bilinçdışıdır çünkü.

Harekete geçememesinin nedenlerini hep dış koşullara ve kişilere bağlar. Her zaman bir nedeni vardır. Sözlerine çoğunlukla ama diye başlar.

Sanki yaşamda eli kolu bağlıdır. Pasif konumda kalmayı tercih eder. Bu durumu da içten içe, kendime güvenim yok diye açıklar. Bu kendisi için teselli edici bir açıklamadır.

Harekete geçemeyen kişinin aslında kaçtığı tek şey hayalkırıklığıdır. Kaçmayıp deneyimlese herşeyin ne kadar normal olduğunu görecektir. Yolculuğun tadını çıkarmak gerekir.